Hazreti Şeyh Zennuni Mısri (Kaddesallahü sırrahul aziz)

Ol sultanı marifet, ol hüccetül fakri fahri, kutbu vakit (kaddesallahu) ın tevhitte naziri yok idi. Mısır halkına karşı kendini yaramaz gösterdiğinden "zındık" derlerdi. Velilerin bir nişanı da budur: Ölünceye kadar kimse sırrını bilemedi.
   
Zunnün şöyle irşad olmuştur: İki gözü görmez bir kuşcağız ağaçtan yere indi. Gagasıyle yeri eşerek altın bir kutu çıkardı. İçindeki soyulmuş susamdan doyuncaya kadar yedi. Tekrar altın bir kutuyu aynı şekilde gagasıyla eşerek çıkardı. Bunun içinde su vardı. Doyuncaya kadar içti. Gagasıyla gömdü. Yerine gidip oturduğunu görünce, topraktaki yerler belirsiz oldu. Bu hali gören Zunnün Hak'ka tevekkül etti. Birkaç menzil gitti. Bir viraneden dervişler gördü. O gece orada yattılar. Zünnün bir küp altın buldu. Ağzının tahtadan kapağı üzerinde Allah yazılıydı. Altınları dervişlere dağıttı.Tahtayı kendi alıp, o gece de orada yattı. Uyandıkça tahtayı öpüp başına kor, gözlerini sürerdi.Rüyasında bir nida geldi.:
"Ya Zunnün! Yaranların altın ve cevherler aldılar. Sen benim adımı aziz tuttun, öpüp başına koydun. Ben de seni dünya  ve ahirette aziz kılarım" buyruğuyle uyandı. Gönlü, içi tamamen nur oldu.
   
Zunnün bir su kenarında abdest alırken, karşı tarafta  bir köşkün penceresinde güzel libaslar giymiş hasna bir kadına gözü ilişti.
"Kim bu" dediği zaman, alakasına taaccub eden güzel:
"Ya Zunnün! Seni uzaktan görüp uslu, alim sandım. Yakına gelip bana baktın. Söylediklerini işittim. Deli, cahil imişsin, Hakkı bilmez imişsin" deyince:
"Bu sözleri neden söylüyorsun ?" dedi O da:
"Deli olmasaydın abdestsiz yere basmazdın. Alim olaydın namahrem yüzüne bakmazdın. Eğer arif olaydın başka yerde gözün olmazdı"....deyip kayboldu.
Zunnün der ki:
Benim edepsizliğimi başıma kaktı. İçime kor düştü. Oradan bir gemiye bindim. Gemide bir bezürganın cevheri kayboldu. Aradılar. İttifakla Zunnün aldı dediler. Tutup çok hırpaladılar, incittiler: Zunnün bir kere denize baktı. Balıklar başlarını  denizden çıkardılar. Ağızlarında birer cevher vardı. Zunnün bir cevher aldı. Bezirgana verdi. Gemi halkı bu kerameti görünce ayağına düşüp, özür dilediler. Bu sebepten ona Zunnün dediler.(Zunnün balık sahibi demektir.)

Zunnün bir gün: "Şam dağlarında gezerdim" dedi, bir bölük müptela kavimler gördüm: kimi gözsüz , kimisi elsiz ayaksız bir yere toplanmışlar." "Burada ne duruyorsunuz" diye sordum "Burada mağara içinde bir  abid vardır yılda bir çıkar müptelalara nazar eder ve dua kılar hep iyi olurlar. Tekrar Mağaraya girer gelecek seneye kadar bir daha çıkmaz" dediler.
"Dediklerini görmek için intizar ettim. Mağaradan çıktı. Benzi sarı zaif, gözleri çukura düşmüş bir gözünün  kuyruğu ile dertlilere nazar etti. Yüzünü göğe tuttu. Birden hepsi iyi oldular. Koştum eteğine yapıştım. Döndü yüzüme baktı. Dedim ki: "Allah için zahir hastalara kefaret eyledin. Benim gizli derdime de mualece eyle". Dedi ki: "Ey Zunnün elini eteğimden çek. Allahım seni gördüğü halde O nu bırakıp benim eteğimi tuttun. İkimizi de helak eder."

Bir  gün Zunnünun yanına yarenleri geldiği zaman ağladığını gördüler, sebebini sordular buyurdu ki: Bu gece alemi manada Fermani ilahi oldu: "Ya Zunnun! Halkı yarattım on bölük oldular, dünyayı bunlara gösterdim, 9 bölüğü dünyayı istediler. Bir bölüğü dahi on bölük oldu. Cenneti bunlara gösterdim. Dokuz bölüğü cenneti dileyerek onunla müteselli oldular. Bir bölük kaldı. Onlar dahi on bölük oldu. Cehennemi gösterdim. Dokuz bölüğü tamudan korktular, dağıldılar. Bir bölük kaldı. Bu bölük ne dünyaya ne de cennete aldırdılar ve ne tamudan korktular."Ey kullarım! Ne dilersiniz?" Fermanıma cümlesi "dileğimizi sen bilirsin" dediler." İmdi ben hangi bölükten olayım bilmiyorum. Mahrum bölüklerden olurum korkusuyla ağlıyorum dedi.

Kulu halıkına eriştiren sıdk ve halvettir. Üç nesne ihlas nişanıdır. Birincisi medh ve zemm onun yanında beraber olur. İkincisi amellerini unutur, günahlarını anar. Üçüncüsü Allah'dan gayrisini gönlünden çıkarır...

Kul kul olmaz, Allah emrine muti' olmadıkça, şakird dahi üstadlarına muti' olmadıkça üstad olmaz.
Her kim korkarsa Allah'a kaçsın. Her kim Allah'a kaçarsa necat bulur. Zunnünu Mısri Kaddesallahu sirrahu dünyadan gitti. O gece yetmiş veli gördüler kim iki cihan fahri s.a.v Efendimiz peygamberlerle karşı geldi "Allah dostu geliyor istikbal edelim" buyurdular ve taki yeşil yazı ile "Zunnunu Mısri Allah Tealanın dostudur ve Allah aşkına can vermiştir." yazılı.

Cenazesini götürürlerken hava çok sıcak idi. Kuşlar geldiler kanatlarıyla gölge yaptılar. Bu sırada ezan okunuyordu. Müezzin şehadet kelimesini söylerken cenaze parmağını çıkarıp kaldırdı. Bütün halk o anı görünce feryad ü figan eylediler. Bir çok münkirler tevbe eylediler. Kabre koydular. Kabir üzerinde nur eksik olmadı.

bilgi@tezkiretulevliya.net