Hazreti Şeyh Hakimi Tirmizi (Kuddise Sırruhu)

Hz şeyh Hakim-i Tırmizi'ye kuddise ruhahül aziz, meşayıhın muhteşemlerinden idi. Şeriat ve tarikatta da müctehid idi. Hikmet ve feraset için de kıl yarardı. Hadraviyya ve ibni Cella ile çok sohbet eylerdi. Tasnifleri meşhurdur. Tirmizi bir kişi yoktu ki onun sözlerini fehm etsin.

Nakildir: gençliği halinde iki talip-i ilimle kavl eylediler ki, varalar ilim okuyalar. İhtiyar olan anası izin vermediğinden gidemedi. Tirmizi kabirlere gidip ağlardı.
"Ey Hüda ! O iki yoldaş vardılar ilimle meşgul oldular. Onlar tez alim olalar, ben cahil kalayım " der. Bu sebepten özü yanardı. Nagah nurani bir pir geldi. Dedi ki:
"Ey oğul ağlama, kaygılanma. Diler misin ol iki yoldaştan daha alim olasın?
"Dilerim" dedi. Hazreti Tirmizi der ki:
Ol pir bana bir yer vad eyledi. Hergün ol gösterdiği yere varırdım, bana sebak verirdi. Üç yıl bana tamam bu resme envayı ulumden gösterdi ve öğretti. Pes bildim ki ol hazret Hızır Peygamber as. mış. Bu denlü devleti anamın rızasında buldum dedi.

Nakildir :
Şeyh Ebu Bekir Varrak : Birgün Hazreti Muhammed Tirmizi: "Seni biryere götürsem benimle gelir misin?"; "Ferman senindir" diye cevap verdi. Önüne düştü, beraberce gittiler. Bir güç yerlerden geçtiler. Nagah bir ağaç dibine eriştiler : Bir altın taht kurmuş, bir görklü sureti kişi, ak libaslar giymiş o taht üzerinde otururdu. Onun katına varıp selam verdiler. O kişi Hazreti Muhammed Tirmizi'ye tazim edip yanına geçirdi. Çok türlü sözler söyleştiler. O hiç onların sözünü fehm edemedi. Bir saat sonra her bir yandan bölük bölük ademler geldi. Kırk kişi oldular. O taht üstünde oturan kişi gökten yana işaret eyledi. Taam indi. Yediler. Çok türlü sözler söyleştiler. Hakim-i Tirmizi destur diledi, yine döndüler, giderken ebu Varrak, Tirmizi'ye:
"Yürü saidlerden oldun" dedi. Bir saat içinde Tirmiz'e eriştiler. Ona:
"Bu vardığımız yer Tirmiz'den bir aylık yoldur" dedi. Tirmizi sordu:
"Vardığımız yer ve o taht üstünde oturan kim idi?"
Vardığımız yer Beni İsrail köyü, o er kutup idi ve o gelenler kırklar idi.

Nakildir: Şeyh Hakim-i Tirmizi zamanında bir zahid vardı. Daima Tirmizi ile muaraza eder, onu incitirdi. Zahidliğin dünyalığı çoktu. Şeyh hazretlerinin yalnız bir gömleği vardı. Geceleri onun içinde olurdu. Geldi gördü ki içinde bir it yavrulamış. Gönlü varmadı ki iti kova. Seksen kez o gömleği yürüttü ki it kendiliğinden gide. İti andan kovup çıkaramadı. Şeyh hazretleri ondan sonra bir kaya dibinde ev edindi. O gece cefa eden zahid düşünde Peygamberler sultanı Muhammed Mustafa s.a.v gördü. Ona dedi ki:
"Ey gafil sen öyle bir kişiyle çekişiyorsun ki o bir it için evini seksen kez yürüttü. Onu kovup çıkaramadı. Sonunda kendi çıktı, evi ite kaldı. Başka bir kaya koltuğunda ev edindi. Senin bunca malın var. Allah Teala yanında sen onlarla beraber mi seadet-i ebedi dilersin. Var onun hizmet kuşağını beline bağla ve özür dile. Zahid uyandı. Şeyhin yanına vardı. Belki ömrünü onun saadetli hizmetinde geçirdi.

Nakildir : Şeyhin ehil ve iyalinden sordular:
"Şeyhin hiç kızar mı?"
"Şeyh bize hiç kızmaz, biz ona kızar ve azarlardık " dediler.
"Bizden ona azarlamak değse o gün bizi daha yekrek tutar ve ağlardı. Ve:
"İlahi ben tevbe eyledim. Bunları sen salaha getir" derdi.

Nakildir: Birgün bir kişi ondan sordu:
"Dünyada hiç edepten yekrek nesne yoktur buyurursunuz, imdi bize kendi edebinden haber ver." Şeyh :" Bu kadar yıldır kendi iyallerim yanında sümkürmedim" dedi. Bir kişi bu haberi işitnce:
"Varayım şeyhi sınayayım" dedi. Şeyhi giderken takib eyledi. Şeyh döndü, o kişiye karşı sümkürdü. O kişi kendi kendine "Şeyh benim gönlümden geçeni bildi ve kendini benim endişem hilafına gösterdi. Ta ben ondan nefret duyayım. Veliler böyle olur derler" diye düşündü. Ve yine endişe eyledi " eğer bu gerçek velilerden ise bana diyen kişi gerçek mi, yalancı mı idi bana bildirsin"
Bu endişe henüz tamam olmayıp gönlünde dururdu. Şeyh geri döndü. Ona baktı : Ey oğul ! Onu sana diyen gerçek idi: İlla sen bizi sınamağı elden bırak Allah ile meşgul ol" dedi.

Şey Tirmizi Kaddesallahu Sırrahu bu hikayeyi nakletmiştir:
Adem peygamberin çün tevbesi kabul oldu. Havva ile buluştu. Birgün Adem A.S. Havva yanında değilken iblis aleyhilla'ne Havva yanına geldi. Yanındaki oğlancığı Havva katında koydu :"Yanında dursun sonra gelip arlım" dedi, gitti. Hz Adem geldi, oğlancığı görünce:
"Bu nedir?" Havva:
"Bir kişi ısmarladı." Adem as. bildi ki iblistir, onun şerrinden kaçmak gerektir; Havva'ya kızdı. O oğlancığı öldürdü. Parça parça edip her bir parçasını bir ağaca astı, işine gitti. İblis yine geldi.
"Oğlanımı ne ettin?" dedi. "Havva anlattı. İblis "Hannas" diye çağırdı. Ol parçalar birleşti atası katına geldi. İblis yine Havva'ya:
"Bu oğlancığı sakla, tezcek geri gelirim. Havva "Adem'den korkarım. Kabul etmem" dediyse de, Adem geldi gördü ki oğlancık yine Havva'nın yanında durur. Adem Havva'yı daha çok dövdü, incitti. Bu kere ateş yaktı. Oğlancığı ateşe attı. Külünü İki bölük edip birini denize birini yabana savurdu. Yine işine gitti. İblis geldi oğlanın ateşte yakılıp, külünün savrulduğunu anladı. İblis yine:
"Hannas" diye çağırdı. Anın külü tekrar dirilip atasının yanına geldi. Bu kere iblis, yine Havva'ya yalvardı.
"Bu sefer de kabul et bir daha üstüne varmam" dedi. Havva:
"Kabul edemem. Adem gelir beni helak eder, korkarım dediyse de iblis türlü hilelerle yine kabul ettirdi. Kadın söz uyucu olur, söyleyen iblis olunca niye uymaya? İblis türlü türlü antlar içti. Adem yine geldi, gördü ki oğlan Havva yanında oturur. Havva'yı o kadar dövdü ki, gazabından neylesin bilemedi.
"Allah bilir yine bize ne gelirse bu Allah düşmanının öcünden gelir. İblis'in sözünü tutarsın benimkini tutmazsın" dedi. Erin avreti dövdüğü, avretin medetsiz kaldığı andan kalmıştır" derler. Bu kere Adem fazla kızması sebebiyle Hannas'ı götürdü, kayaya vurdu. Çekti, pare pare kol ve budunu ayırdı. Çömleğe koydu. Pişirdi, yarısını kendisi yedi, yarısını da Havva'ya yedirdi. Adem işine gitti. İblis geldi:
"Hani oğlanım" dedi. Havva olduğu gibi söyledi. İblis "Benim maksudum buydu, hasıl oldu. Çünki içinize girdi, göğsünüzde makam edindi" dedi. Şol vesveseler ki adem oğlunun gönlüne gelir hep onu Hannas eder. Nitekim Hak Teala Hazretleri surei nas da buyurur.

Hakim Tirmizi'nin sözleri:
Her kimin zatında nefsani sıfatlardan "ben" sıfatı kalmış ola, ol kişi şol kişiye benzer ki bir dirhem dirhem borcu kalırsa azat olmaz ve dirhemin kulu olur.

Amma ol kişi ki bütün nefsani sıfatlardan kendini uzak eylemiş ola, hiç nesne borcu kalmamış gibi ola. Kul böyle azat olunca Hak Teala o kişiyi kendünü cezbeyler. Nitekim Hak Teala Kur'an içinde bu hususa işaret buyurmuştur. (Şuara sıresi 13. Ayetin sonu). İctinab ehli oldur ki Hakla inabeti olan meczum-u Hak ola. Bunların nicesi, peygamberlik menzilinin yarısına, bazısı sülüs ve rubu'na ve bir nicesi de rub'u ve sülüsünün nısfından eksik menzil nail olurlar amma tamamına eremezler. Bunu böyle bilip itikat etmek gerektir. Salih mü'minlerde nübüvvet nişanı vardır. Nitekim Peygamber Sav buyurur : "Kim kur'anı okuya buyruğunu tuta, peygamberlik onun iki kaşı arasında deprenir." Ve " Rüya'yı Saliha nübüvvetin kırkaltı cüzünden biridir." Zira sav efendimiz müddet-i nübüvveti olan yirmiüç senenin altı ayında, evamir-i ilahiyyeyi rüya ile ahz ve telakki buyurmuştur. Altı ay ise yirmiüç senenin kırk altıda bir cüzüdür.

Haşi oldur kim kendi şehveti odunu söndüre ve tazim envarını gönlüne getire, böyle olunca şehvet ölmüş, gönül dirilmiş olur.
Ademlerin azizi oldur ki nefsini hor etmiş ola.
Ademlerin azadı oldur ki tama'mını kule etmedik ola. Hoca oldur ki şeytana esir olmamış ola.
Herkim hakikat sırrına girişe, masiyet ehline imkanı kalmaya.
Her kim mevlayı bile, denli meunet ve rahmet anın üzerine geniş ola.
Her kim Hak'tan korka, korktuğundan emin ola. Haletlerin kötüsü kibirdir.

Bir şeytanın bir saat içinde helak eylediğini, yüz aç arslan bir sürü koyun içinde eyleyemez.
Dört nesne Hak katında sevgilidir: Evvel, kafirle muharebe ve mücadele etmek, İkinci: Alimler kapısında ilim okumak, üçüncü: Kabe yolunda açlıkla sefer yapmak, dördüncü: Gönül huzuruyla Hak'ka münacat eylemek.
Gerçek cömert odur ki misafir ve mukim onun katında beraber ola.

bilgi@tezkiretulevliya.net